Erciyes Dağı Tırmanışı – Nisan

Erciyes Dağı Tırmanışı, 2017’de Uludağ’da kış faaliyetlerine başlayıp oldukça keyif almamın ardından hayallerimi süslemeye başlamıştı. İrtifa olarak neredeyse 4000 metre olması (3917m.) ve kış şartlarının Uludağ’a göre sert olması, Erciyes’i gözümde seviye yükseltme sınavına çevirmişti.

Nasıl bir sınav olmasındı ki; daha öncesinde yapmış olduğum en yüksek kış kampı 2.400 m. de idi. Zirveye giden yol 550 metre irtifaya sahip bir kulvarın (Şeytan Deresi) sonunda yer alıyordu.

2018 kışının başlamasıyla beraber Şubat ayını dikkate almak üzere planlarımı yapmaya başlamıştım. Ancak 2018 kışına fırtına kışı desem abartır mıyım bilemiyorum. Ayrıca yazın çıkmadığım bir dağın kışı, yanımda daha önce oraya gitmemiş biri olmadığı sürece beni tereddüte sevk ediyordu.

Planlama Süreci

Dağlarda bir süre kendi başıma dolaştıktan sonra artık müfredatlı bir teknik eğitim almanın ihtiyacını duymaya başlamıştım. Almış olduğum bu kararın gerekçeleri de bence ayrı biz yazı konusu… Faaliyetlerime bir dağcılık kulübünde devam etme kararı almamın ardından, Bursa Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulubüne (BUDAK) üye oldum. Bir kaç faaliyetin ardından Nisan/2018’e bastığımız günlerde Erciyes Dağı’na gitmek istediğimi dile getirdim ve  kulüpten Hasan Aptioğlu, Kenan Sevinç ile birlikte 21-22 Nisan 2018 tarihinde karar kıldık. Belirlediğimiz tarih yaklaşırken hava durumu cumartesi bulutlu, pazar ise açık görünüyordu. Zirve gününü pazar olarak belirlediğimizden yolculuğu kesinleştirmiş olduk.

Erciyes Dağı Tırmanışı

Erciyes Kayak Merkezine Ulaşım ve Kamp Yeri

Bursa’dan kendi aracımızla yola çıktığımız Kayseri’ye ulaşım 8 saat sürdü. Şehre varmanızı müteakip kayak merkezine oldukça güzel (kaymak gibi bir asfalt) bir yoldan ulaşılıyor. 2200 metrede bulunan kayak merkezinden 2800 metreye teleferik + telesiyej ile ulaşmak mümkün. 2800 metreye ulaştıktan sonra bildiğim kadarıyla 1 saatlik bir yürüme ile 3000 metredeki Çobanini Kamp alanına ulaşılıyor.

Kayseri’ye vardığımızda hafifte olsa yağmur yağmaktaydı, Erciyes Dağı büyük oranda görünmez durumdaydı. Şahsen benim moralim bir miktar bozuldu ama gidebildiğimiz yere kadar gitmek, zirve yapamasak bile mevcut şartları yaşamak isteğindeydim.

Kayak merkezine vardığımızda bulutların giderek yükseldiğini fark ettim, bu durum bir nebze olsun bana moral vermişti. Ancak yükselen havanın içindeki şartlarla yüzleşmek üzereymişiz biraz sonra anladım.

Bahsettiğim telesiyej daha yüksekteki hava şartları nedeniyle çalışmıyordu, hal böyle olunca 2200 metreden 3000 metreye doğru yürüyüşe geçtik. Yürüyüşe teleferik direklerinin yakınında olacak şekilde devam ederken yükseldikçe aşağılarda bizi rüzgarla karşılayan hava yukarılarda tipi ile sarıp sarmalamaya başladı. Aslında göz gözü görmeyecek derecede bir hava değildi ancak kamp yerini bulmak ve çadırları kurmak konusunda zorlayacağı kesindi. Teleferik direklerinin yanından yavaş yavaş yükselirken 2800 metreye çıkan telesiyejin sonlarına doğru bir barınak ile karşılaştık. Barınak dediysem mevcut dağ şartlarında otel desem daha iyi olur.

Erciyes Dağı Tırmanış

Erciyes Dağcı Barınağı

Orada bir barınak olduğuna dair bilgim yoktu aslında ilk gördüğümde telesiyeje ait bir kulübe olduğunu zannettim. Ardından içinde kalamasak bile en azından rotamızı kontrol etmek ve bir süre tipiden korunmak için kapı ağzında da olsa duralım dedik. Kapı kilitli mi değil mi derken içeri giriverdik ve manzara eminim diğer arkadaşlarım içinde şaşkınlık yarattı. İçerisi oldukça geniş, temiz, yerler ahşap parke ile kaplı hatta bir de jimnastik minderi serili oda ile karşılaştık. Daha sonra başka bir ekibinde olduğunu fark edince anladık ki bulunduğumuz yer bir kaç odalı bir barınakmış. Gerek temizliği gerekse de kalın taş duvarlardan inşaa edilmiş sağlam yapının Uludağ Küçük Zirve’de bulunan barınağa hiç benzemediğini belirtmem gerek! Neticede tipi nedeniyle kamp yerini bulmak ve çadırları kurmak konusunda yaşanacak zorlukları da hesap ederek, barınakta kalmaya karar verdik.

Tulumlarımızı serip, sıcak bir şeyler içtikten sonra dinlenmeye çekildik, biraz uyduktan sonra akşam yemeğini hazırladık, bu arada tipi hala devam ediyordu. Karnımızı doyurup yine sıcak içecek faslını tamamladıktan sonra hareket saatimizi 04.00 olarak belirledik ve tekrar tulumlarımıza girdik. Bu arada nisan sonu olmasına rağmen insanın tenini ısıran bir soğuk olduğunu da belirtmek isterim. Zaten 03.00’da uyandığımızda barınağın demir kapısının arkası buz tutmuş durumda idi.

Zirveye Hareket

Havanın hareket saatimizde sakinleşmesi ümidiyle dinlenmeye çekilip uykuya dalmıştık. Sentetik içliğimin üzerine ne olur ne olmaz diye yün içliğimi de giymiştim, gece hava raporuna göre tahmin ettiğimiz sıcaklık -10 civarıydı. Bir ara uyandığımda Husky Annapurna’nın içinde havale geçiriyorum zannettim, yün içliğimi çıkarıp sentetikle uyumaya devam ettim.

Saat 03.00’te uyandığımızda Hasan dışarıya çıkıp duruma baktı “berrak bir hava var yıldızlar görünüyor” müjdesiyle geri döndü. Gece 03.00’te uyanıp ne kadar iştahlı olunursa o istekle kahvaltı yaptık, çaylarımızı içtik. 04.05’te yola çıktık, hava gayet sakindi sadece ilk anlarda henüz ısınmadığımız için soğuk bedenime hücüm ediyordu ama bu durum fazla sürmedi.

Erciyes Dağı Tırmanışı

Bulunduğumuz barınaktan kulvar başlangıcına yapılmış bir GPS kaydı bulunmuyordu, bu nedenle mevcut kayıtlarda görülen “çoban ini” mevkine kuş uçuşu doğrultu ile yöneldik. Yaklaşık bir buçuk saat sonra havada aydınlandığı için kulvar başlangıcı görünmeye başladı.

Erciyes Dağı Tırmanışı

Barınak ile kulvarın başlangıcı arasında yaklaşık 4 km mesafe var, bu mesafeyi 3 saatte kat ettik. Yolu bulmaya çalışırken ki süre kaybı olmasa belki bir miktar daha kısa olabilirdi. 2750 metrede bulunan barınak ile 3300 metrelerde başlayan Şeytan Deresi kulvarı arasında 500-600 metre civarında bir irtifa farkı bulunuyor. Önceden çizilmiş rota kaydı olmasa dahi yolu bulmak hiç de zor değil bunu da belirteyim.

Erciyes Dağı Tırmanışı

Zirve

Bu arada kulvarın başlangıcına yaklaşırken Kenan Abi’de mide bulantısı şikayeti baş gösterdi, bir miktar yavaşladıktan sonra Kenan Abi devam etmemizi söyledi ve 3400 metre civarından geri döndü. Ardından ben ve Hasan kulvara giriş yaptık, rotamız gerilerden pek de dik durmasa da bunun bir göz yanılması olduğunu anlamak fazla sürmedi.

Erciyes Dağı Tırmanışı

Kulvar içinde karın yapısı sürekli değişiyordu, nispeten yumuşak yerlerde yürüyüş pozisyonunda kazmanın çivisinden destek alarak ilerdedik, sert buzda ise kamalama metodunu uyguladık. Ben tırmanış esnasında klasik kazma kullandım ancak kamalama yaparak ilerlerken çift teknik kazma olsaydı ne iyi olurdu diye içimden geçirdim. Çünkü özellikle Hörgüç Kaya civarına vardığımda bacaklarımın kollarımın takviyesine ihtiyacı iyice artmıştı. Bir ara bacaklarımı dinlendirmek için kenardaki kayalıklara yakın ufacık bir basamak bulup oturdum, işte bu iyi gelmişti. Ardından zirve olduğunu ümid ettiğimiz noktaya doğru tırmanmaya devam ettik, Hasan benden tecrübeli olduğu için mümkün mertebe onun izini takip edip, tırmanma ve soluklanma metodlarını uygulamaya çalışıyordum.

Erciyes Dağı Tırmanışı

2 saat 45 dakikalık bir tırmanışın ardından Hasan zirveyi ilk gören oldu, “bana zirve burası mı karşısı mı” diye seslendiğini hatırlıyorum. Gitmeden önce Erciyes’in bayrak asılı olan esas zirvesinin çürük kayalar nedeniyle tehlikeli olduğu ve oraya gidilmediği söylenmişti. Biz de öyle yaptık 13 metre daha alçak olan ve muhtemelen zirve defterinin bulunduğu (Hasan Dağı’nda olduğu gibi) yerde tırmanışı sonlandırdık.

Erciyes Dağı Tırmanışı

Bir önceki günkü havanın aksine tamamen açık kuvvetli olmayan bir rüzgar eşliğinde harika manzarayı seyretmeye başladık. Bulutlar sabahtan itibaren 2000 metre dolaylarına alçaldıldığından müthiş bir görüntü oluşmuştu. Daha sonra da alttaki fotoğrafta görülebileceği üzere bulutlar iyice dağıldı.

Erciyes Dağı Tırmanışı

Fotoğraf ve atıştırma faslından sonra yine geldiğimiz rota üzerinden inişe başladık. Zirve noktası oldukça dik ve sert bir kar-buz katmanı ile çevrilmişti. Bu nedenle yaklaşık 20 metre kadar yine kamalama yaparak geri geri indim. Kendimi rahat hissettiğim bir eğime gelmemin ardından topuk saplayarak hızlı bir şekilde inmeye devam ettim.

Erciyes Dağı’na gelmeden önce en çok duyduğum, okuduğum şey taş düşmeleri idi. Ancak güzel havaya denk geldiğimiz gibi bir tek taşın dahi düştüğünü görmedik ve kazasız bir şekilde kulvarına başlangıç noktasına geri dönebildik.

Erciyes Dağı, dağcılık adına ben de bir kırılma noktası yarattı diyebilirim. Mevcut rota türü ve  irtifa seviyesinde işler yapmaya devam etmek için kondisyonumu daha iyi duruma getirme isteğinde ciddi bir artış meydana geldi. Nasıl böyle bir istek olmasın ki; yaklaşık 550 metre yüksekliğinde bir kulvarı tırmanmak ve neticesinde 360 derecelik o zirve hissini yaşamak müthiş bir duyguydu. Bu nedenle Erciyes Dağı tırmanışlara devam ettiğim sürece tekrar tekrar ziyaret etmek istediğim bir yer olarak gönlümde yer etti.

Teşekkürler; Hasan APTİOĞLU ve Kenan SEVİNÇ

Güvenli ve eğlenceli faaliyetler

Bilal Levent ERTAŞ

 

 

Anahtar Kelimeler: Erciyes Dağı Tırmanışı , Dağcılık , Şeytan Deresi , Dağcılık Malzemeleri , Kamp Malzemeleri

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İşlemin sonucunu yazınız *