Kategoriler
Hikayeler

Demirkazık Güney (Avcı) Rotası

Demirkazık Zirvesi’ni ortaokulda coğrafya dersinde öğrenmiştim ve adı bana çok etkileyici gelmişti. Ceyhan’daki evimizin damından, hava açık olup Toros Dağ silsilesi kendini gösterdiğinde acaba hangisi Demirkazık diye çok uzaklardaki karlı zirvelere bakardım. O zamanlar yumruğumu sıkıp “bir gün ona tırmanacağım” diye bir söz vermesem de dağlara olan sevgim bizi bir temmuz gününde buluşturdu.

Demirkazık Zirvesi, Aladağların en yüksek olmasa da en popüler zirvesidir herhalde. 2007 yılına kadar Aladağların en yükseği olarak bilinse de bu yılda liderin Kızılkaya Zirvesi olduğu ölçümlenmiştir. Yine de Aladağlar denildiğinde benim yıldızım Demirkazık’tır. Belki çocukluk yıllarından gelen bir merak belki de sadece güzel zirve olmasındandır. Aslına bakarsanız da “neden dağlara tırmanıyorum” sorusunu kendime sorduğumda cevabım “çünkü güzel görünüyor” oluyor.

Emler Zirve’den Demirkazık Güney Yamacı

Yaklaşım ve Kamp

Demirkazık Zirve faaliyeti için BUDAK (Bursa Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Kulübü) olarak altı kişiyle 26 Temmuz 2019 tarihinde otobüsle Niğde’ye hareket ettik. Planımız Niğde’ye ulaştıktan sonra Çamardı ilçesine bağlı Demirkazık köyüne geçmek ve oradan da 2100 metre yükseklikteki Sokullu kamp alanına varmaktı.

Sokullu Kamp alanı ve Demirkazık Batı Yamacı

Ancak bu yıl bir önceki sene ki gidişimden çok farklı oldu. Sabah Niğde’ye vardığımızda bizi TDF antrenörü Yusuf Biltekin ve yine dağcı olan Prof Dr. Sedat Serçe karşıladı. Yusuf Hoca’nın evinde yapılan mükellef bir kahvaltının ardından Demirkazık Köyü’ne geçildi. Bir kaç saat köyde vakit geçirdikten sonra araçlarla kamp alanına devam ettik. Faaliyetimiz için Yusuf ve Sedat Hocalar da bize eşlik edecekti.

Demirkazık köyünden Sokullu kamp alanına toprak yoldan binek otomobille dahi ulaşmak mümkün, vakti olanlar elbette bu yolu yürüyebilir ancak mesafe ölçümü yapmadığımda bu konuda bilgi veremeyeceğim. Kamp alanında su mevcut, yeşillendirildiği için çadır kurmaya da oldukça müsait. Demirkazık Zirve güney ve klasik rotalarına giden yol da zaten Sokullu kamp alanının karşısından başlıyor. Bu alan kamp için oldukça müsait olsa da insan kendini dağın içinde hissedemiyor, sanki kıyısında kamp kurmuş gibi bir hissiyatı var. Kamp bu noktadan daha ileride olabilir miydi derseniz suyunuzu taşımak kaydıyla Kızılçarşağın altındaki alana kadar gidilebilir.

Zirve Günü

27 Temmuz 2019 gecesi ertesi sabah 04.30 hareket etmek üzere çadırlarımıza çekildik. Hava beklediğimden oldukça sıcaktı ama bir gün önceki otobüs yolculuğunun verdiği yorgunlukla uyumayı başardım. Sabaha karşı 02.00’de uyanıp aynı çadırda kaldığım Hüseyin ile birlikte kahvaltımızı yaptık. Planladığımız saatte yola çıkmak üzereyken Güney rotasını çıkacağımızı öğrenen Ramazan BOZKURT’ta bir arkadaşıyla çıkageldi. Şimdi bir değil iki rehberimiz olmuştu. Kadro bana göre öyle iyiydi ki daha önce çıkmadığım bir zirveyi klasik rota yerine daha zorlu bir rotadan çıkmak konusunda içim oldukça rahattı.

Rotanın başlangıç kısımları

Açık ve serin bir hava da Narpuz Vadisi’nin yolunu tuttuk, toprak bir yoldan kısa bir süre ilerledikten sonra artık kayalık bir patika başlamıştı. Kayalık patika bazen kayada kısa yan geçişlere dönüşüyordu ancak emniyet almaya gerek duyulacak yerler değil elbette düşülmesi halinde ciddi yaralanmalarla sonuçlanabilir.

Narpuz Vadisi’nde hala canlı tek pınar

Patikayı bitirirken gün ağarmış ve gittiğimiz istikamet olan doğudan ışıklar iyiden iyiye yükselmeye başlamıştı. Kızılçarşağa gelmeden güney yamaçta görülen labirent gibi yapı bizim rotamızın genel görünümü çiziyordu. İlk defa gittiğim için belki böyle düşünüyorumdur ama tavsiyem rotayı rehbersiz deneyecekler plansız bir bivak için hazır olsunlar. Çünkü sürekli devam eden bir patika bulunmuyor. Zira rotanın zorluk derecesi UIAA standardına göre III. derece zorlukta. Bazı yerlerde slab kayaları aşıp devam etmek gerekiyor ki elbette hangi kayayı aşıp devam etmek gerektiğini bilmek gerekli.

Rotanın girişi bir miktar çarşaklı, zaman zaman çürük bacalar geçiliyor buradaki taşlara ekstra dikkat etmek lazım, tutunduğunuzda elinizde kalabilir. Bazen çarşaklı zeminden bazen slab kayalardan yan geçiş yapmak gerekiyor. Şurası kesin kendimi tamamıyla dağın bağrında hissettim. Çünkü bir sağa bir sola kaya labirentinin içinde ilerledik durduk. Zirvenin sanıyorum 300 metre altına gelene kadar zirveyi de göremedim. Ta ki 3400 metrelerde mola verdiğimiz bir sırttan ana zirveye klasik rotadan ulaşanları görene kadar. Bu arada rota da yan geçişler sırasında müthiş bir boşluk hissi olduğunu söylemeliyim. His derken sadece benim hissettiğim değil elbette burada muazzam bir boşluktan bahsediyorum.

Tırmanış rotamız genel olarak değerlendirildiğinde sikke, çekiç, perlon, ip, emniyet kemeri bulundurmak mutlaka gerekli ancak kayaya ve boşluk hissine en azından yabancı olmayanlar için emniyet almaya gerek duyulmayacaktır.

Biz tırmanışa devam ederken sabahki serin esintinin yerine yakıcı bir güneş ve durgun bir hava almıştı, kamptan ayrıldıktan 7 saat 45 dakika sonra Demirkazı’ın batı zirvesine ulaştık.

Kulüp başkanımız ve hocamız Korkut Güven

Burada biraz soluklandıktan sonra batı zirveyi ana zirveye bağlayan ve rotanın bence boşluk hissi en yüksek olan kılçığından son bir serbest yan geçiş daha yaptık. Burayı bir balkonun dışına çıkıp elleriniz balkonun kenarında ayaklarınız altında yüzlerce metre boşluk olan dış pervazda yürümek şeklinde hayal edebilirsiniz.

Demirkazık Zirve’de bir saat kadar kaldık sanırım, bir şeyler de yedikten sonra iniş için klasik rotaya yöneldik. Külahın başındaki boltları kullanmadan bir altta ki sabit sikkeler için 20 metre kadar indik. Bu noktadan sonra 3 ip boyu iniş yaptık. Yanımıza sikke almıştık ama zaten orada çakılı bulunan sikkeler yeterli olmuştu. Yalnızca parça parça getirdiğimiz açık perlonları kullandık.

Bu noktada iniş için bir bolt mevcut ancak 20 metre aşağıda başka bir sikke olduğu için oraya ipe girmeden iniyoruz

Ancak on kişi olduğumuz için iniş oldukça yavaş oluyordu. Güney yamacının ufak setlerinde ip sırası beklerken resmen döner gibi pişiyorduk.  Bu arada faaliyet için 3 litre su almıştım hava beklediğimden sıcak olduğu için keşke 1 litre daha suyum olsaydı dediğimi de belirteyim.

İnişte sabit sikkelerin çakılı olduğu setler mevcut, bu da onlardan biri, ip sırası bekliyoruz…

 

Kampa Dönüş

Klasik rotadan Kızılçarşağa ulaştığımızda iniş ve çıkış için iki ayrı patika olduğunu gördüm. Çıkış için kullanılan patikanın çarşakları epey süpürülmüş durumda olduğundan bu patika inişte oldukça kaygan olacaktır. Hal böyle olduğundan biz çarşak yığınından direk aşağı inmeye başladık ki burada olan sanki yürüyen merdiven ile aşağı inmekti. bir adım aşağı atıyorsunuz ve iki metre kadar aşağıdasınız. Bu noktada her hangi bir düşme riski yok zira ayaklar sanki yumuşak karda yamaç iner gibi gömülüyor.

Uzun süren bir dönüş faslından sonra 20.30’da kampa vardık. Artık hava kararmıştı, biraz su içip el yüz yıkadıktan sonra kamp alanında sabit kurulu olan kıl çadırların altındaki masalarda yemek yemek için hazırlıklara başladık. Ancak kafa lambalarını yakar yakmaz muhitte bulunan kelebek,sinek ve türlü uçabilen böcek üzerimize üşüştü. Yine de bu istilaya rağmen yemek pişirmek ve orada yemek istedik. Çünkü gün boyu oldukça güneş yedik ve hava çadıra girmek için de sıcaktı. Sürekli tencereye giren, kaşığa konan sineklere rağmen soğuk kanlılıkla yemeğimizi bitirdik. Çünkü vücudun toparlanması için boşalan besin depolarının bir an evvel takviye edilmesi gerekiyor. Çok yorgun da olunsa hatta yemeğinizin içine koca koca sinekler de düşse yemeğinizi yemek ve olabildiğince sıvı tüketmek zorundasınızdır.

Muhtemelen 3600 metrelerde ip sırası beklerken gölgesine sığındığım küçük bir gedikten etrafı seyrederken tam da bir zamanlar Demirkazık’ı aradığım yerlere doğru baktım. O sırada “işte o burada” diye içim içime sığmıyordu.

Faaliyette beraber olduğum Aladağlar’a onunla gitmeyi bir ayrıcalık saydığım başta Korkut GÜVEN Hocama, bizlere rehberlik eden Yusuf BİLTEKİN, Sedat SERÇE, Ramazan BOZKURT’a ve faaliyete katılan Halit ÇELİK, Ayşe ARABACI, Sait DOMANİÇ, Hüseyin AKTAŞ’a teşekkür ederim.

Faaliyet İçin Gerekli Teknik Malzemeler

Kask, emniyet kemeri, iniş aleti, karabina, pursik, iki boy ip, açık ve kapalı perlonlar, sikke, çekiç.

 

 

Anahtar Kelimeler: Demirkazık , dağcılık , kamp , tırmanış , outdoor

(Visited 81 times, 1 visits today)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İşlemin sonucunu yazınız * Time limit exceeded. Please complete the captcha once again.